OZLEMCE - ÖZLEM+EMRE=ÖZLEMRE - Blogcu



ÖZLEM+EMRE=ÖZLEMRE

7/4/2007 - lise yılları

Kategori: OZLEMCE

10. Sınıf:
İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu. Onun için 'Benim en
yakın arkadaşım diyordum...
Onun ipek gibi saclarına bakarken içimden hep benim sevgilim olmasını istiyordum...
Fakat o bana, benim ona baktığım gözle bakmıyordu. Bunu biliyordum...
Dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı dersin notlarını istedi.
Ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü.
Onu, sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum.
Onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum.

Nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

11. Sınıf:
Telefonum çaldı. Arayan oydu ve ağlıyordu. Bana aşkın ne müthiş bir şey
olduğunu anlattı. Duygularını paylaşmak üzere evine çağırdı. Yanlız kalmak
istemediğini söyledi. Bende tabiki gittim.
Otururken güzel gözlerine bakmaya doyamadım.

İki saat sonra Drew Barrymore'un filmi başladı ve onu izledik.
Filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi. Bana herşey için teşekkür etti.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum.
Onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum.

Nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.

Son Sınıf:
Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve

'Çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek' dedi.
Benim de çıktığım biri yoktu. 7. Sınıftan beri birbirimize söz vermiştik.
Eğer çıktığımız biri olmazsa en iyi arkadaş olarak partilere beraber gidecektik.

Partiye birlikte gittik. O akşam çok güzeldi. Herşey yolunda gitti.
Partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım.
O da bana güzel gözleri ile gülümseyerek baktı.

Onun benim olmasını istiyordum...
Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu.
Bunu biliyordum. Bana hayatının en güzel zamanını geçirdiğini söyledi.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum.
Onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum.

Nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.

Günler haftalar. aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...
Sürekli onu izledim.
Diplomasını almak için sahneye çıkan o değil de sanki havada süzülen bir
kelebek idi.Onun benim olmasını istiyordum.

Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu.
Bunu biliyordum.
Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak 'Sen benim en iyi
arkadaşımsın, teşekkürler' dedi.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum. Onu çok
seviyordum ama söyleyemiyordum.
Nedenini bilmiyordum ama onu çok seviyordum.

Aradan Yıllar Geçti...
Bir kilisedeydim ve o kızın nikahını izliyordum...
Evet artık evleniyordu, onun 'evet, kabul ediyorum' demesini ve bir başka
adamla evli olarak yeni bir hayata girmesini izledim.
Ah ben onun benim olmasını istiyordum.

Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu.
Onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum.
Nedenini bilmiyordum ama çok utanıyordum.

Yıllar Çok Çabuk Geçti...
Şu anda benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum.
Ne acı içerisindeyse yaşayamamış. Galiba aradığı mutluluğu bulamamış.
Eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı..
Hemen günlüğü aldım ve günlükte okuduğum satırlarla kahroldum.
Şöyle yazıyordu: 'Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim..
Onun benim olmasını istiyordum. Ama o bana benim ona baktığım gözle
bakmıyordu bunu biliyordum.
Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum. Onu çok
seviyordum ama söyleyemiyordum.
Nedenini bilmiyordum ama çok utanıyordum.
Keşke bana beni sevdiğini söyleseydi...

Bu gerçekten yaşanan ve aşığının hala andıkça gözyaşı döktüğü bir
aşk hikayesinin notları. Bu satırlar da o delikanlının günlüğünden alıntı.
Sevgi ne yüce bir kavramdır. Sevgi insanı ne çok değiştirir.
Ve sevgi, insanı diğer canlılardan farklı kılan tek özelliktir...
Ölesiye olsa bile...
alıntıdır...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/4/2007 - ölümsüz asklara...

Kategori: OZLEMCE

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası
onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil,
kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü
gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o
kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.

Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının
dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir
hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu
birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. ” Müjde kızım,kalp bulundu ” dediğinde kızının
bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan…

Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı.
Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı
atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.

Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam
etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.

Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya
başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı
çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı
hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu
titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
” Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan
beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm
çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam
beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip
kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama
şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına
öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna
geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi
bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu.
Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal…”

 

alıntıdır....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/4/2007 - minik bir ask hikayesi...

Kategori: OZLEMCE


Kadin her sabah oldugu gibi o günde beyaz degnegi ve el yordami ile otobüse binmisti.
Söför : Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.
Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir hava subayi idi. Bundan birkaç ay
önce yanlis bir teshis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve asla
göremeyecekti.
Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi ögrenince yikilmis ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla
karisini yalniz birakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar
cesaret verecekti.
Günler geçiyordu. Kadin her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdigi kocasina yük
oldugunu düsünüyordu. Esinin bu içine kapanik,karamsar hali kocayi çok üzüyordu. Bir an önce bir
seyler yapmasi gerekiyordu, karisi günden güne kendi içine kapanik dünyasinda kayboluyordu.
Bütün gün düsündü koca nasil yardim edebilirim güzeller güzeli esime. Birden aklina esinin eski isi
geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok kirilgan ve
nesesizdi. Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina konuyu acti.
Karisi dehsetle gözlerini acti.Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi.
Kocasi ona destek olacagini her sabah ise onu kendisinin birakacagini ve aksam alacagini ve ona çok
güvendigini söyledi. Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu.
Kadin büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini çok seviyordu ve onu kirmak istemiyordu.
Her sabah esini isine birakiyor ve aksamlari aliyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi karisi
eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocasi daha fazlasini istiyordu , kendisine söz vermisti sonuna
kadar gidecekti.
Aksam karisina: Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi,. Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini
söyledi. Kocasi israr edince onu yine kiramadi ve bütün cesaretini topladi bunu kendisi de istiyordu
ama o kadar güveni yoktu.
Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek isine
gidebiliyordu ..
Günler günleri kovaladi hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför :
- Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi.
Kadin kendisine söylenip söylenmedigini anlayamadan, neden , diye sordu.
Soför, - Çünkü her sabah sizin arkanizdan bir hava subayi genç adam otobüse biniyor ve bütün yol
boyunca sevgi ile size bakiyor, otobüsten indikten sonra yesil isikta yolun karsisina geçmenizi
bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanizdan öpücük yollayip size her gün sevgiyle el salliyor ,
dedi."

 

alıntıdır...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/3/2007 - İŞTE FORUM SAYFAMIZ

Kategori: OZLEMCE

BEN MASALLARIN MUTLU SONLARIN ETKİSİNDEYİM ....

 

http://sessizdus.iphorum.com

 

İŞTE FORUM SAYFAMIZ....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/3/2007 - ÇOCUK TOMURCUK:::....

Kategori: OZLEMCE

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.

Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.

19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim; Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya; Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!

27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?

2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.

12 Kasım: Ah evet; Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.

20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım;

25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..

10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var; Anneme benziyorum galiba;

13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız;. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..

24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı; Hiç duymadığım bir şey bu; Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka; Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?

28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne; Anne; Anneciğim; Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap; Anne; Kolumu çekiyorlar anne; Canım yanıyor anne... Anne; Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne; Anne kalbimi parçalıyorlar; Anneciğim; Anne; Anneee...

Ah! Kürtajınız ta-mamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun !..  Crying or Very sad

-ALINTIDIR--[/b][/i]

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

....:::::GİDİPTE DÖNMEMEYE YEMİNLİ OLANLARA::::::.....

Kategoriler

Arkadaşlarım

santraforr
cadidilek
sessizdus

Get Your Own Chat Box! Go Large!